web siteme hoş geldiniz bu sitede motor tamiri için kilit ayrıntıları bulabilirsiniz

ÇİNLİ BİR PRENSES CEP DÜŞMANI

Modern Bir Klasik: CF Moto 250 CL-X ve Yolun Beklenmedik Sürprizleri

Motosiklet tutkusu sadece rüzgarı yüzünde hissetmek değil, bazen o rüzgar dindiğinde garajın sessizliğinde motorunla baş başa kalmaktır. Son dönemin en dikkat çeken Neo-Retro modellerinden biri olan CF Moto 250 CL-X, tasarımıyla her ne kadar bizi 70’lerin ruhuna götürse de, bazen modern teknolojinin azizliğine uğrayıp bizi yarı yolda bırakabiliyor. Tıpkı şu an benim motorumun başına gelen o talihsiz arıza gibi.

250 CL-X, aslında sınıfının en "yakışıklı" makinelerinden biri. Yuvarlak LED farı, kaslı depo yapısı ve X elementini vurgulayan detaylarıyla trafikte tüm bakışları üzerine çekiyor. 249 cc’lik tek silindirli motoru, şehir içinde kıvrak ve atak bir sürüş sunuyor. Ancak her güzelin bir kusuru olduğu gibi, bu modern klasiğin de bazen kronikleşen veya beklenmedik teknik sıkıntıları olabiliyor.

Bir motosiklet tutkunu için en zor an, marşa bastığında o alışık olduğu gürültüyü duyamamak ya da yoldayken gösterge panelinde anlamsız bir arıza ışığının yandığını görmektir. Benim 250 CL-X de şu an bu sessiz döneme girdi. Belki bir sensör hatası, belki de elektriksel bir temassızlık... Sebebi ne olursa olsun, bir motorun bozulması sadece mekanik bir arıza değil, planlanan rotaların ve özgürlüğün de geçici olarak rafa kalkması demektir.

Ancak bu süreç, motorunu daha yakından tanımak için de bir fırsat. 250 CL-X gibi teknolojik makinelerde arızayı çözmek, eski usul bir BMW R-25 tamir etmek kadar kolay olmasa da; doğru servis ve sabırla her makine eski sağlığına kavuşur. Önemli olan, o demir yığınıyla kurduğun bağın bozulmamasıdır.

Şu an motorumun garajda yatıyor olması, bir gün tekrar o yollara düşeceğimiz gerçeğini değiştirmiyor. Arızalar gelir geçer, parçalar değişir; ama içimizdeki sürüş aşkı baki kalır. Yakında tekerimiz tekrar dönecek, yollar bizi bekler!

Müze gezmelerinden bir kare

Rahmi koç müzesindeki bir bmw r-25

Rahmi koç müzesindeki bmw r-25

 

Savaş Sonrası Bir Başarı Hikayesi

BMW R-25’in hikayesini anlamak için 1950’lerin başına gitmek gerekir. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra ağır hasar alan ve üretim kısıtlamalarıyla karşılaşan BMW, otomobil üretiminden önce motosiklet üretimine ağırlık vererek ayakta kalmaya çalışmıştı. 1950-1951 yılları arasında üretilen R-25 modeli, selefi olan R-24’ün üzerine inşa edilmiş ancak şasiden konfora kadar pek çok radikal yenilik getirmiştir. Rahmi Koç Müzesi'ndeki örnek, o dönemin teknik mükemmeliyetçiliğini günümüze taşıyan en diri örneklerden biridir.

BMW R-25, BMW'nin klasikleşmiş "tek silindirli" (single-cylinder) motor yapısının en rafine hallerinden biridir. 247 cc hacmindeki motoru, yaklaşık 12 beygir güç üretir. Günümüzün yüksek performanslı makineleriyle kıyaslandığında bu rakam küçük görünse de, 1950'lerin şehir içi ulaşımında ve hatta uzun yolculuklarda sunduğu güvenilirlik paha biçilemezdi.

NEDEN BURAYI TAKİP ETMELİSİN BY6 GY6 BLOKLARIN BİR ÇOK KEZ SÖKÜLMESİNE ŞAHİT OLMUŞ BİR ÇOK MOTOR PROBLEMİNİN KAYNAĞINI DERİNLEMESİNE TAHMİN EDEBİLEN BİRİ OLARAK BURDA SİZE BİLDİĞİM BİLGİLERİ AKTARMAK İSTERİM

TEMEL TAMİR ÇÖZÜMLERİ ÇOK YAKINDA